Nevzat Tarhan Ihtilalden Ikbale Var Olmanın Retoriği 2
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde.; Mutlu olmak için değil, zengin olmak için hiç değil, tanınmış olmak, para pul şöhret için değil; hürriyet için, kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu.; “Hür” dediği iradesi, varoluş egoizmi, korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların, bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen.; Her alanda, hekimlikte, bilimde, iş hayatında, sosyal sorumluluk projelerinde, belagatte çok başarılı, çok yetenekliydi, tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu.; Ne kadar başarı, ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor, güvensiz hissediyor; kendini eksik, noksan, kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor, âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı, biraz daha “güven” iştiyakı ve “kemal” ihtirasıyla devamlı çalışıyor, atılımlar gerçekleştiriyor, fağfur kuleler inşa ediyor, o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu.; Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu.; Hep başarılı, hep güçlü, hep kahraman, ama hep hüzünlü, hep mutsuz.; Napolyon Bonapart gibi.; “Napolyon gibi güç sahibi bir insan; ‘Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez.; ’ demiş.; Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor.; ” Yazar Sakarya’da bir edebiyat öğretmenidir.