Yüz sene sonra kendini nerede görüyorsun? Bir Kürekçinin Hikâyesi En zoru da ne bilir misin? Sen vefat ettikten sonra sevdiklerin senin şahsi odanın kapısını aralamak zorunda kalacaklar.; Özel eşyalarını karıştıracaklar.; Oda hatıralarla dolu, yaşanmışlıklarla dolu.; Kederlere şahit olmuş.; Kahkahalarına eşlik etmiş dört duvar.; Ama yine de eşyalarını ortadan kaldırmalılar.; Sana ait mont, özel günlerde giydiğin ayakkabın, kolyelerin, üzerinde notların olan kitapların, kış aylarının dostu kahve kupan.; Artık bunlar, kendilerine başka bir sahip bulacak.; Biraz da onları oyalayacak.; Yakınların eşyalarını almak istemiyor.; Seni hatırlatacak şeylerin acısından kurtulmak için eşyalarını başkalarına veriyorlar.; Artık ayakkabının içinde başkasının ayağı var evlat.; Montun bambaşka birisini ısıtıyor.; Bilekliğin tanımadığın birisine sarılıyor.; Eldivenin hiç tanımadığın birinin elini tutuyor.; Bugün doğan kundaktaki bebek dahi büyüyüp iki metrekarelik evine yerleşecek.; Kaçış yok! İstisna yok! İstisna olacağını iddia eden dahi yok!